Archive for the ‘Saç Dökülmesi Hakkında’ Category
Erkek Tipi Saç Dökülmesi
Erkeklerdeki saç dökülmesinin en sık ve en önemli nedeni androjen hormonudur. Malesef saç kaybının başlama yaşı giderek düşmektedir. Ergenlik çağında başlayan saç dökülmesinin fark edilebilir düzeye gelebilmesi için yaklaşık %50′lik bir kaybın oluşması gerekir. Bu nedenle, saç dökülmesine yatkınlığı olan kişilerde erken görüntüleme testlerinin, saç analizi ile elde edilen anajen/telojen oranlarının ve ailesel yatkınlığın beraber değerlendirilmesi çok büyük önem taşır.
Erken düzeyde tespit edilebilmiş saç dökülmesi olan bir erkekte anti-androjenik bir tedavi ve diğer tedavi seçenekleri ile dökülmeyi yavaşlatmak mümkün olabilir. Bazı durumlarda dökülme eğilimi olan incelmiş saçların bile tekrar kalınlaşarak hacim kazanması mümkün olmaktadır (%67).
Saçın ön çizgisindeki en ufak geri çekilmeyi (Norwood Tip II) saç dökülmesi olarak kabul edecek olursak, Hamilton’ın çalışmalarına göre 50 yaşındaki bir erkekte saç dökülme sıklığı %98′ken Norwood’a göre bu oran %67′dir.
Tedavinin, saç dökülme seviyesinin erken aşamalarında başlatılmasının önemi giderek artıyor.
Erkek Tipi Saç Kaybına (MPHL), Androgenetik Alopesi denmesinin temel nedeni “Andro” yani androjenlere (testosteron, dihidrotestosteron, androstenedion) bağlı olarak genetik dönüşüm göstermesidir.
Genetik olarak birçok farklı genin saç dökülmesinde rol oynadığı düşünülür. Bu faktörlerden bir tanesi 5-alfa-redüktaz enziminin üretildiği gen iken (hem anneden hem babadan geçiş gösterir), diğer önemli faktör ise X kromozomu üzerinde bulunan ve sadece annemizden bize aktarılan Androjen reseptör geninde meydana gelen ve reseptörün yapısında değişimlere neden olan genetik farklılaşımlardır.
Bu genler içerisinde Androgenetik alopesi ile en güçlü ilişkisi gösterilen gen, annemizden bize aktarılan androjen reseptör genidir. Bu durum her ne kadar baba oğul arasında gözlenen benzerliği açıklayamasa da, Androjene Duyarsızlık Sendromunda (Complete androgen insensitivity syndrome) erkek tipi saç kaybının gözlenmemesi ile desteklenmektedir.
Erkeklerin kanındaki androjenlerin büyük bölümünü Testesteron oluştursa da, saç dökülmesinde en büyük neden testesteronun metaboliti olan dihidrotestosteron (DHT) dur. 5-alfa-redüktaz enzimi, testesteronu daha aktif olan DHT’ye dönüştürmektedir. DHT ise androjen reseptörüne tutunarak beraberce saç folikül hücresinin çekirdeğine girip DNA’ya bağlanmaktadır. DNA’ya bağlanarak üretilmesi sağlanan yeni proteinler ise saçın doğal siklusunu bozar. Saç önce incelir (minyatürizasyon) sonra pigmentini kaybederek cilt içinde yükselip koparak dökülür.
5-alfa-redüktaz enziminin bilinen 2 farklı tipi mevcuttur. Tip I; cilt, böbrek, karaciğer ve beyin hücrelerinde bulunur ve fonksiyonu tam olarak belirlenememektedir. Tip II ise, kafa derisindeki saç foliküllerinde ve prostatta bulunmaktadır. Finasterid tedavisi işte bu tip II enzimi etkileyerek saç dökülmesini azaltmaktadır.
Saç ekiminde verici bölge (donor area) olarak kullanılan alanlardaki saç folikülleri aynı DNA yapısına sahip olmasına rağmen, androjenik faktörlerden etkilenmemektedir. Bunun sebebine yönelik farklı görüşler bulunmaktadır (örneğin DNA metilasyonu gibi epigenetik faktörlerde olabilecek farklılıklar). Bu konuda yapılacak çalışmaların saç dökülmesini durduracak etkili bir tedavi için en önemli nokta olduğunu düşünmekteyiz.
Erkek tipi saç kaybının (MPHL) sınıflandırılmasında farklı yelpazeler kullanılmakla beraber, 1941 yılında sunulan Hamilton-Norwood sistemi en popüleridir ve kabul edilmiştir.
Kadın Tipi Saç Dökülmesi
Genel olarak kadınlarda saç kaybı sorununun erkeklere oranla daha az olduğuna inanılır. Son dönemde kadınların saç kaybından giderek daha fazla şikâyetçi olduğunu görmekteyiz. Hamilton yaptığı çalışmalarda 50 yaşına gelmiş kadınların saç kaybına uğrama oranını %86 olarak rapor ederken, diğer araştırmacılara göre bu oran %6 civarındadır.
Androjenlere bağlı saç kaybı kadınlarda görülse de bu oran erkeklere oranla oldukça düşüktür. Androjen salgılayan tümörler (böbreküstü bezi vb…), ya da polikistik over gibi altta yatan sebepler androjen dengesini değiştirerek dökülmeye sebep olabilir. Bu gibi durumlarda adet düzensizliği (menstruational cycle disturbance), kıllanma artışı (hirsutism), akne gibi oluşumlar tabloya eşlik eder.
Kadınlardaki saç kayıpları genelde erkeklerden farklı olarak ön saç çizgisinden başlamaz. Midscalp dediğimiz ara bölgeden başlayarak tüm saça dağılır. Önce zayıflayan saç giderek incelir ve seyrelmeye başlar.
Kadın Tipi Saç Kaybında (FPHL) genetik yatkınlığın en önemli faktör olduğunu düşünmekteyiz. Bununla beraber demir eksikliği, tiroid hormonunun fazla ya da az salgılanması, B vitamini, çinko ve magnezyum eksikliği, dengesiz diyetler, diffuse alopecia areata, kronik telogen effluvium, hamilelik sonrası, kronik hastalıklar, kendi saçını koparma (trichotillomania), Lupus (SLE) ve özellikle ciddi psikolojik stres nedenleri de unutulmamalıdır ki saç dökülmesinde ciddi etkileri vardır.
Kadın tipi saç kaybını ilk olarak Ludwig I, II, III olarak sınıflandırmıştır. Daha sonra Olsen yeni bir sınıflandırma yaparak erken dönem ve post menopozal olarak saç dökülme karakterlerini ayırmıştır.
KADINLARDA GÖRÜLEN ERKEK TİPİ SAÇ DÖKÜLMESİ
TİP I: Tepe bölgesindeki saçlarda, ön saç çizgisinin 1-3 cm gerisinden başlayan gözle görülür seyrelme olmasıdır.
TİP II: Tepe bölgesinde ileri derecede seyrelme meydana gelmesidir.
TİP III: Tümüyle saçsız tepe bölgesi Erkek ve kadın arasındaki farklar:
Kadınlarda saç dökülmesi erkeklerdekinden daha geç başlar. Erkeklerde yaş ilerledikçe saç dökülmesinin sıklığı artar. Kadınlarda böyle bir artış gözlenmez.
Kadınlardaki saç dökülmesi geniş alanları etkiler. Erkeklerde ise çoğunlukla arka ve yanlardaki saçlar korunur, buna karşılık önler ve tepe bölgeleri kelleşir. Kadınlarda çoğunlukla ön saç çizgisi korunur. Erkeklerde ise ergenliğin başlamasıyla birlikte ön saç çizgisinin gerilemesi karakteristiktir.
Erkeklik hormonlarının saçı dökülen erkeklerde daha fazla olduğu varsayımı yanlış bir inanıştan ibarettir.


Yuda HGF Yorumları